Jan.01

Technology & Ethic (Turkish)

TEKNO-YAŞAM

Bilindiği üzere “teknoloji” hayatımızın her noktasına işlemiş haldedir. Teknoloji olmadan hayatın çok daha zor olacağı anlayışı modern toplum üyelerince kabul edilmişmiş genel bir anlayıştır. Bununla birlikte üretim yapan firmalarca, ilgili teknolojilerdeki gelişmelerin takip edilmesi zorunlu tutulmaktadır. Çünkü teknoloji ile birlikte üretim maliyetinin azalması ve üretim hızının artması doğal ve gerek sonuçlardır. Çoğu zaman gelişen teknoloji kaliteyi de arttıran yöntemler sunmaktadır.

Üretici toplumlar için olmazsa olmaz olan “teknoloji”, bununla birlikte tüketici toplum için de aynı etkiyi göstermektedir diyebilmek pek mümkün olmamaktadır. Tüketici toplumun, teknoloji ürünlerine olan bağlılıkları neticesinde, takip edilen teknolojiye sahip olmak için çalışma güçlerini arttırmak ve kazançlarının çoğul kısımlarını teknolojiye ayak uydurmak amacıyla harcamaları gerekmektedir.  Teknolojideki gelişmelerin tüketiciler için faydasız olduğu söylenemez. Çünkü her insanın yaşadığı hayatı kolaylaştırma amacı vardır. teknolojinin gelişmesiyle, hayatta karşılaşılan tüm zorluklar için kolaylıklar üretilmektedir.

Tüketicinin teknolojiye olan bağımlılıkları bilgisi dahilinde, üretici firmalar, bu bağımlılığın faydalarını ile kar oranlarını yükseltecek taktikler üzerine odaklanarak, mühendislikte etik olmayan yöntemlere başvurabiliyorlar. Satılan ürünlerin kullanım ömürlerini belirlemekte yetenek sahipliği sağlayan “teknoloji” sayesinde kısa kullanım ömrüne sahip, gösterişli ürünler ile pazara girerek tüketicilerin devamlı müşteri olmaları sağlanabilmektedir. Çok gelişen teknoloji sayesinde insanın zihninde yer açabilecek görseller ile satış kolaylıkları da “teknoloji” sayesinde sağlanabilmektedir.

Sanal teknoloji ile insanlığın çoğu teknoloji bağımlısı haline gelmektedir. İletişim kaynaklarının çoğalması ile birlikte, üretici firmaların etki alanları gelişmektedir. İleri teknolojilerin piyasalarındaki dengesizliğin sebebi de iletişim olarak etki alanının genişlemesi amacıdır. “En geniş kitleye etki eden firma en çok kazanan firmadır” gerçeği değiştirilemez.

Bu gelişmelerle birlikte insanoğlunun gelişmesi de kaçınılmazdır. İnsan beyni ve nesli sürekli gelişmeye maruz kalarak, yoğun çalışma ortamlarında uzaklaşmayı ve iletişim kaynaklarına yönelmeyi tercih eder hale gelmiştir. Böylelikle “reklam” piyasasında büyük ilerlemeler görülür hale gelmiştir. Bu büyüme sonucu insanlar özgürlük sınırlarını sürekli daraltarak firmaların belirlediği çizgiler dahilinde hareket eder hale gelmiştir.

“Teknoloji” deyince ilk akla gelenlerin bunlarla ibaret olmasının sebeplerinden biri de budur. Oysa ki teknoloji her alanda gelişmektedir. Biyoloji, astronomi, tıp, makineler ve daha niceleri. İnsanlar gen haritalarındaki keşifleri sayesinde dünya üzerindeki bilimlere ışık tutmaktadır. Tüm canlılar üzerinde yapılan araştırmalar sonucu, günümüz tarım ve hayvancılık gibi konularda büyük gelişmeler sağlanmıştır. İnsanoğlu uzay keşiflerine ilkel yöntemlerle başlamıştır ve teknolojinin gelişmesiyle aya ayak basar hale gelip, uzaya istasyonlar bırakabilmişlerdir. Tıptaki gelişmelerle artık organ nakilleri herkesçe basit operasyonlar olarak görülmektedir. Teknolojik makinelerle birlikte artık insanlar neredeyse oturdukları yerden tüm hayatlarını kontrol edebilir hale gelmişlerdir.

Peki herkes aynı durumda mıdır?

Etik olarak tüm insanlığın, bilimden nasiplenmesi gerekmektedir. Ancak global piyasa buna izin vermemektedir. Ayrıca hükümetlerin kendi aralarındaki rekabetleri dolayısıyla teknoloji geliştirme ve kullanma yöntemleri farklılık göstermeye başlamıştır. Hayvanlar, hatta insanlar üzerinde yapılan deneyler ekolojik dengeleri bozmakla birlikte kötü sonuçlar vermektedir. Nükleer sızıntılar, genlerinde değişiklik yapılan gıdalar, uydulardan edinilen sınırsız görüntüler, savaş aygıtlarındaki gelişmeler ve dolayısıyla gelişen ilaç piyasası, fabrika atıkları, obezite hastalığının ciddiye alınır hale gelmesi, hastanelerde çocuk onkolojisi bölümlerinin açılması… Bunlar gibi bir çok örneği hepimiz biliyoruz, ancak teknolojinin insanoğlunu ele geçirmesi dolayısıyla kimse ses çıkarmıyor, çıkaramıyor. Bunun nedeni de teknoloji sunumunda gelişen yöntemler ile insanoğlunun kontrolünün ele geçirilmesidir.

Bu durum sonucunda, insanlar yapılan büyük yatırımlara hep şüphe ile bakmaya başlamışlardır. “Acaba kötü niyetli mi, acaba iyi niyetli mi?” soruları dillerde gezmeye başlamıştır. En iyi sunumu yapan kazanır! En kötü amaçlı yatırım da olsa, iyi bir sunum ile iyi niyetli gösterilebilir ve herkes de inanır. Çevreci, kar amacı gütmeyen bazı kuruluşlara bile temkinli yaklaşan bir toplum haline gelmiş durumdayız.

“Bilim insan içindir, insan bilim için çalışmalıdır.” cümlesi, tüm okullarda, öğrencilere öğretilen temel öğretidir. Ancak iş hayatına atılan “bilim insanları”, piyasada tutunabilmek için firma politikalarını uygulamak zorunda kalarak ana öğretiyi unutmaktalar. Bilim insanı teknoloji için çaba gösterir, geliştirir. Ancak satmak zorunda olduğu gerçeğini kabul ederek etik olmayan davranışlar gösterebilir.

Günümüz dünyası geçmişten beri aynı değildi. İnsanlar ilk icatlarını kabileleri için, yaşamak için, gelişmek için yaptılar. Temel öğretiye uygun gelişmekteydiler. Sonrasında kırılan bu temel taş onarılabilir ve dünyamız bu temel taş üzerine sağlamca kurulabilir, gelişebilir. “Bilim insanlarının” etik çerçevesi dahilinde ve haricinde olanları kalın bir çizgiyle ayırarak karar vermek zorundadırlar. Günümüzde yapılan seçim belli. Peki ya siz hangi tarafı seçerdiniz?

 

Emin Furkan BOSTAN

Makine Mühendisi

Share this Story:
  • facebook
  • twitter
  • gplus

About admin

Leave a comment